AĞLAMA İKİ GÖZÜM

15/12/2008 · Kategori: Anlamli yazilar

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : resimli şiir, anlamlı şiir, aşkresimleri, aşk şiirleri, güzel resimler

OKUMADAN GEÇMEYİN !!! SHAY

6/12/2008 · Kategori: Anlamli yazilar

Ne yapardiniz?... kararı siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.
Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
gereken şeyler nerede?'

Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'

Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.

Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.

Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.

Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.

Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Etiketler : anlamlı yazılar, özürlü çocuğun hikayesi shay, hikaye, dram

Babadan evlada ders!!

14/10/2008 · Kategori: Anlamli yazilar



Evlenmek isteyenlere... ve evlilere tabi ki...
>>>
>>>
>>>Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde
>>>bulunuyormuş.
>>>'Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum' demiş.
>>>Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
>>>
>>>'Olur' demiş çekine çekine.
>>>
>>>Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini
>>>
>>>suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
>>>
>>>'Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin
>>>
>>>bana' demiş oğluna.
>>>
>>>Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve
>>>
>>>çekirdeği istemiş...
>>>
>>>Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
>>>
>>>Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki
>>>
>>>kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba
>>>
>>>koymuş.
>>>
>>>Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
>>>
>>>Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş
>>>
>>>oğlunu.
>>>
>>>Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
>>>
>>>Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve
>>>
>>>çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
>>>
>>>Sonra oğluna dönüp sormuş: 'Ne görüyorsun?'
>>>
>>>Oğlu düşünürken açıklamaya
>>>
>>>başlamış.'Havuçlar haşlandıkça
>>>
>>>aslını kaybedip yumuşamış.
>>>
>>>Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama
>>>
>>>içleri katılaşmış.
>>>Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler
>>>
>>>sonunda da öyleler.. '
>>>
>>>Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: 'Evlilikte
>>>
>>>aşk ve şefkat birlikte olmalıdır.
>>>
>>> Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu
>>>
>>>gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler,
>>>
>>>pörsütürler.
>>>
>>>Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar
>>>
>>>tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe
>>>
>>>katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar.
>>>
>>>Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise,
>>>
>>>şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu
>>>
>>>kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi
>>>
>>>kişiliklerini yitirmezler.
>>>
>>>Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları
>>>
>>>gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar
>>>
>>>geçirmeye isteklidirler.
>>>
>>>Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa
>>>
>>>benziyordu.
>>>
>>>'Asıl ders bu değil!' dedi baba.
>>>
>>>Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde
>>>
>>>bıraktığı kapların içinde kalan suları
>>>
>>>gösterdi.
>>>'Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde
>>>
>>>de bir tat yok '
>>>
>>>Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu
>>>
>>>yavaşça bir fincana boşalttı.
>>>
>>>Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
>>>'İçmek istersin herhalde' dedi.
>>>
>>>Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
>>>
>>>'Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin
>>>
>>>paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis
>>>
>>>gibi, temiz ve huzur verici.
>>>
>>>Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı
>>>taze kahve gibi...
>>>
>>>Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve
>>>
>>>şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını,
>>>
>>>kokularını ve renklerini katmayı
>>>
>>>başarırlar.'
>>>
>>>
>>>
>>>Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz
dileklerimizle...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : anlamlı yazı anlamlı yazılar öykü hikaye

ROSE!!!

12/10/2008 · Kategori: Anlamli yazilar



Kan rengi, kipkirmizi gullere bayilirdi. Zaten onlarla adasti da. Rose..
Gul.. Kocasinin sevgili Rose'u.. Her yil Sevgililer Gunu'nu kapinin onunde
buldugu enfes fiyonklarla suslu kucak dolusu kirmizi gullerle kutlardi. Hic
aksamadan. Hatta, esini kaybettigi yil dahi kapisi calinmis, gulleri kucagina
birakilmisti.. Tipki gecmiste oldugu gibi, kucuk bir kartla birlikte.. Her yil
gullere ilistirdigi karta ayni cumleleri yazardi:
"Seni gecen sene bugunkunden daha cok seviyorum.."
Birden, bunlarin son gulleri oldugunu dusundu.. Onceden ismarlamis olmaliydi..
Olecegini nasil bilebilirdi?.. Zaten her seyi onceden planlamayi ve yapmayi
severdi..Yumurta kapiya gelmeden..

Gulleri ozenle iceri tasidi.. Saplarini kesti, vazoya yerlestirdi.. Vazoyu da
konsolun uzerine, esinin kendisine gulumseyen fotografinin yanina koydu. Orada
kocasinin koltugunda oturup saatlerce gulleri ve fotografi seyretti. Sessizce..
Bitmek bilmeyen bir yil gecti.. Yapayalniz ve huzun dolu bir yil.. Sonra bir
sabah kapi calindi.. Tipki eski gunlerde oldugu gibi.. Kirmizi gulleri, uzerinde
kucuk kartiyla birlikte esikteydi.. Sevgililer Gunu'nu kutluyordu. Gulleri iceri
aldi. Saskinlik icinde dogru telefona gitti. Cicekci dukkanini aradi.. Onu bu
kadar uzmeye kimin ne hakki vardi? "Biliyorum" dedi, cicekci.. "Esinizi gecen
yil kaybettiniz.. Telefon edeceginizi de biliyordum.. Bugun size yolladigim
gulleri cok onceden ismarlamis, parasini da odemisti.. Hep oyle yapardi, zaten..
Hic sansa birakmazdi. Dosyamda talimat var. Bu cicekleri size her yil
yollayacagim. Bir de ozel kart vardi, kendi el yazisiyla. Bilmeniz gerek diye
dusunuyorum.. Olumunden sonra ciceklere ilistirmemi istedigi kart.."
Rose hickiriklar arasinda tesekkur ederek telefonu kapadi. Parmaklari titreyerek
zarfi acti..

"Merhaba sevgilim" diye basliyordu, kart..
"Bir yildir ayriyiz. Umarim senin icin cok zor olmamistir. Yalnizligini ve
acilarini hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydim neler cekerdim, kim
bilir? Sevgi paylasildiginda yasamin tadina doyum olmuyor. Seni kelimelerle
anlatilamayacak kadar cok sevdim. Harika bir estin.. Dostum,
sevgilim, benim. Sadece bir yildir ayriyiz. Kendini birakma. Aglarken bile mutlu
olmani istiyorum. Onun icin bundan sonraki yillarda guller hep kapimizda olacak.
Onlari kucagina aldiginda paylastigimiz mutlulugu ve kutsandigimizi dusun. Seni
hep sevdim.. Her zaman da sevecegim. Ama yasamalisin. Devam etmelisin.
lutfen.. Mutlulugu yeniden yakalamaya calis.

Kolay degil, biliyorum ama bir yolunu bulacagina eminim. Guller, senin kapiyi
acmadigin gune dek gelmeye devam edecek. O gun cicekci bes ayri zamanda
gelip kapiyi calacak, eve donup donmedigini kontrol edecek. Besinciden sonra emin olarak gulleri ona verdigim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen
kavustugumuz yere birakacak..."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : anlamlı yazı öykü hikaye

Buda erkekler için:MAVİ PATİKLERİ.

9/10/2008 · Kategori: Anlamli yazilar



''Erkekler ağlamaz.''
''Erkekler korkmaz.''
''Erkekler karı gibi gülmez.''
Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira  erkekler genç
yaşta
Hakk'in rahmetine kavuşuyorlar.
Siz hiç kapı komsusuna sabah kahvesine gidip karısinı çekiştiren erkek
gördünüz mü?


Fare görünce bağıran?
''Bu ara sinirlerim zayıf'' deyip habire ağlayan?
Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar
dünyaya.
Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle ''Ağir ol
bakalım!'' diyoruz.


''Ne alákası var mavi patikle?'' demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir
renktir.
Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi.
Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir.
Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: Sen
erkeksin.
Erkek olmanin gerekleri vardir. Ömrünün sonuna kadar bunlari yerine
getirmekle yükümlüsün.


Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. İçine ata ata ne kadar
yaşayabilirsen artık.
Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz.
Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu
unutmamandır.


Misal,
Ásık oldun.
Sakın belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. Sen ağır ol. Molla
desinler yeter ki ásık demesinler.


Misal,
Sevgilinden ayrıldın.
Sakın ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün.
Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır.
Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış
bulunuyor.


Misal,
Eve hırsız girdi. 
Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna
geldiniz.
Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk
patikleri?


Pembe.
Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi.


Kural,
Mavililer boğuşacak.
Pembeliler bağıracak.
Herkes görevini bilsin. Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü.


Misal,
Eşinle kavga ettin.
Ne yapacaksın? Hiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın.
''Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti''
diyemezsin.


Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde
arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir.
Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.


Misal,
Evde aniden bir böcek peydahlandı.
Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi hiçbir işe
yaramaz.
Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mı?
Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar? 
Ama mavi... Birrrrr.


Misal,
Savaşa gidilecek.
Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç ''Vatan sağolsun'' diye
bağıran
Ayşecik gördün mü?
Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında ''Size baba diyebilir miyim
amca?'' diyordu.


Ve hatırladığım kadarıyla omuzunda tüfek falan da yoktu.
Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.

Özellikle de seviyorken...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : mavi patikler

« Önceki ::